Küresel ham çelik üretimi 2024 yılında beklenenin altında seyrederek, sanayi dünyasında yeni bir dönemin habercisi oluyor. Dünya Çelik Derneği'nin son raporlarına göre, büyük üretici ülkelerde yaşanan üretim düşüşü, sadece ekonomik bir veri değil, aynı zamanda küresel ticaretin yeniden şekillendiğinin de göstergesi. Çin, Hindistan ve Japonya gibi dev üreticilerin fabrikalarında yaşanan yavaşlama, tedarik zincirlerinden inşaat sektörüne kadar uzanan geniş bir etki yaratıyor.
Bu düşüşün arkasında yatan temel nedenler arasında küresel ekonomik yavaşlama, enerji maliyetlerindeki artış ve çevre düzenlemelerinin baskısı öne çıkıyor. Özellikle Avrupa'da karbon emisyonu sınırlamaları, üreticilerin maliyetlerini ciddi oranda artırırken, Asya'da enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar üretim kararlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de enerji maliyetleri ve hammadde tedarikindeki sıkıntılar, üreticilerin kapasitelerini düşürme yoluna gitmesine neden oluyor.
Çin'deki üretim düşüşü küresel piyasaları en çok etkileyen faktör olarak dikkat çekiyor. Dünya çelik üretiminin yarısından fazlasını tek başına üreten Çin, gayrimenkul sektöründeki kriz ve iç talepteki zayıflık nedeniyle üretimini yüzde 5-7 oranında azalttı. Bu durum, Avustralya ve Brezilya gibi demir cevheri ihracatçısı ülkeleri doğrudan etkilerken, aynı zamanda küresel çelik fiyatlarının dengelenmesine de yol açıyor. Çinli üreticilerin stok eritme çabaları, dünya piyasalarında fiyat baskısı yaratıyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde ise durum daha da karmaşık bir hal alıyor. Yüksek enerji fiyatları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki sıkılaştırılmış karbon düzenlemeleri, üreticilerin kârlılığını ciddi şekilde düşürüyor. Almanya, İtalya ve Fransa gibi geleneksel çelik üreticisi ülkelerde birçok firma, üretimlerini geçici olarak durdurma veya kapasitelerini ciddi oranda düşürme kararı aldı. Bu durum, Avrupa'nın çelik ithalatına bağımlılığını artırırken, yerel sanayinin rekabet gücünü de zayıflatıyor.
Sektör analistleri, bu düşüşün geçici değil, yapısal bir dönüşümün parçası olduğunu vurguluyor. Gelecekte çelik üretiminin daha sürdürülebilir, düşük karbonlu ve dijital teknolojilerle desteklenmiş bir yapıya evrileceği öngörülüyor. Türkiye'nin bu yeni dönemde, enerji verimliliği yüksek ve çevre dostu üretim yatırımlarıyla rekabet avantajı yakalayabileceği belirtiliyor. Ancak bunun için hem kamu hem de özel sektörün koordineli bir şekilde çalışması, AR-GE yatırımlarını artırması ve yeşil çelik teknolojilerine yönelmesi gerekiyor.
undefined

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder