Gıda arz güvenliği, son yıllarda küresel gündemin en kritik konularından biri haline geldi. TÜME Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karagöz'ün dikkat çektiği üzere, 5-10 yıl önce konuşulmayan gıda sıkıntıları bugün herkesin gündeminde yer alıyor. İklim değişikliği, nüfus artışı ve tarım alanlarının azalması gıda üretimini tehdit ederken, ülkelerin kendi kendine yeterlilik hedefleri de önem kazanıyor. Bu bağlamda Türkiye ve Azerbaycan'ın stratejik iş birliği, bölgesel gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor.
Gıda arz güvenliği kavramı, bir ülkenin nüfusunu yeterli, güvenli ve besleyici gıdalarla sürekli olarak besleyebilme kapasitesini ifade ediyor. Bu kavram yalnızca üretim miktarıyla sınırlı değil; aynı zamanda gıdanın ulaşılabilirliği, ekonomik erişilebilirliği ve kalitesini de kapsıyor. Türkiye ve Azerbaycan gibi tarım potansiyeli yüksek ülkeler için bu güvenlik, hem kendi halklarını doyurma hem de bölgeye gıda sağlama anlamına geliyor. Karagöz'ün vurguladığı 'el ele vererek eksiklikleri tamamlama' yaklaşımı, iki ülkenin karşılıklı olarak tarım teknolojileri, su yönetimi ve tohum çeşitliliği gibi alanlarda iş birliği yapmasını öngörüyor.
Türkiye'nin ıslah ettiği tohum çeşitleri ve modern tarım ekipmanları, Azerbaycan'ın verimli tarım arazileriyle birleştiğinde bölgesel gıda üretiminde önemli bir sıçrama yaşanabilir. Özellikle buğday, arpa ve pamuk gibi stratejik ürünlerde ortak üretim projeleri, her iki ülkenin de dışa bağımlılığını azaltacaktır. Su kıtlığı çeken bölgelerde damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı tohumların kullanımı ve tarım alanlarının verimliliğinin artırılması, gıda arz güvenliğinin temel taşları olarak öne çıkıyor.
Azerbaycan'ın Karabağ bölgesindeki tarım arazilerinin yeniden canlandırılması, bu iş birliğinin en somut örneklerinden biri olabilir. Türk tarım uzmanlarının deneyimiyle birlikte bu toprakların modern tarım teknolojileriyle buluşturulması, hem bölgesel kalkınmaya hem de gıda üretim kapasitesinin artırılmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, iki ülkenin ortaklaşa kuracağı gıda lojistik merkezleri ve soğuk zincir sistemleri, üretilen gıdaların israfını önleyerek daha fazla insana ulaşmasını mümkün kılacaktır.
Gıda arz güvenliği, artık sadece tarım bakanlıklarının değil; dışişleri, ekonomi ve hatta savunma politikalarının da önemli bir parçası haline geldi. Türkiye ve Azerbaycan'ın bu konuda gösterdiği stratejik öngörü, bölgedeki diğer ülkelere de örnek teşkil ediyor. Gelecekte iklim değişikliğinin etkilerinin daha da artması beklenirken, bu tür iş birlikleri sadece iki ülke için değil, tüm bölge için gıda güvencesinin teminatı olacaktır. Karagöz'ün ifade ettiği 'kendine yeter hale gelme' hedefi, sadece ekonomik bağımsızlık değil, aynı zamanda gelecek nesillere güvenli ve sürdürülebilir bir gıda sistemi bırakma vizyonunu da taşıyor.
undefined

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder