Ceylanpınar Ovası bu yıl rekor düzeyde bir canlı doğuma ev sahipliği yapıyor; yaklaşık 60 bin adet saf İvesi kuzusu, mart-nisan ayları arasında tek seferde dünyaya gelerek bölgenin ekonomik ve sosyal dokusunu yeniden canlandırdı. Bu görkemli doğum süreci, hem yerel yetiştiricilerin yüzünü güldürüyor hem de Türkiye’nin güneydoğu köşesindeki kırsal kalkınma hedeflerine güçlü bir katkı sunuyor. Uzmanlara göre, iklim koşullarının uygun seyretmesi, meranın verimliliği ve modern aşılama programlarının bir araya gelmesi bu başarıyı mümkün kıldı.
İvesi koyunları, Anadolu’nun yerli ırkları arasında özel bir yere sahip; hem et hem süt verimi yüksek, hem de sıcak iklim koşullarına mükemmel uyum sağlıyor. Ceylanpınar’ın bereketli ovalarında yetişen bu ırk, son yıllarda yapılan ıslah çalışmaları sayesinde doğurganlık oranını yüzde 160 seviyelerine çıkarmayı başardı. Bu başarı, kuzu başına düşen maliyetin azalmasına, üreticinin kar marjının artmasına ve bölge ekonomisine yıllık yaklaşık 120 milyon liralık ek bir değer yaratmasına olanak tanıyor. Yetiştiriciler, bu yıl doğan kuzuların yüzde 95’inin sağlıklı olarak büyüdüğünü ve hızla kilo aldığını belirtiyor.
Rekabetin kızıştığı küresel pazarda, Ceylanpınar’daki üreticilerin en büyük kozu düşük girdi maliyetleri ve doğal besi modeli. Kuzu besi döneminde kullanılan yemde hiçbir katkı maddesi bulunmuyor; hayvanlar yılın büyük bölümünde doğal meralarda otluyor, kış aylarında ise yüksek proteinli yerli yonca ve fiğ ile destekleniyor. Bu yöntem, hem et kalitesini artırıyor hem de “doğal & yerli” etiketiyle yüzde 20’ye varan fiyat farkı yaratıyor. Ayrıca, kuzu etinin yağ dokusu, lezzet profili ve protein oranı açısından İstanbul ve Ankara’daki premium restoranların tercihi haline gelmesi, üreticilerin pazarlık gücünü artırıyor.
Kadın kooperatiflerinin katkısı da bölgedeki başarının sırrı. Ceylanpınar’da kurulan “Güneşin Kızları” kooperatifi, kuzu doğum sonrası süt sağımı, peynir üretimi ve yün işleme gibi katma değerli faaliyetlerle üreticiye ikinci bir gelir kapısı açıyor. Kooperatif üyeleri, bu yıl 60 bin kuzudan elde edilen sütün yaklaşık 300 tonunu peynire dönüştürerek hem iç piyasada hem de Irak ve Suriye sınır kapılarında yoğun ilgi görüyor. Böylece, kuzu doğumu sadece bir hayvancılık faaliyeti değil, aynı zamanda kadın istihdamını artıran ve kırsal göçü tersine çeviren bir sosyo-ekonomik dönüşüm projesine dönüşüyor.
Gelecek vizyonu daha da iddialı: İl Tarım Müdürlüğü, 2025 yılına kadar doğan kuzu sayısını 100 bine çıkarmayı, genetik ıslah laboratuvarı kurmayı ve Ceylanpınar İvesi markasını Avrupa’nın seçkin et raflarında görmeyi hedefliyor. Uzmanlar, sürdürülebilir otlak yönetimi, dijital kulak küpe sistemleri ve blokzincir tabanlı izlenebilirlik projeleriyle bölgenin Türkiye’nin “kuzu başkenti” olabileceğini vurguluyor. Eğer bu büyüme hızı korunursa, Ceylanpınar sadece bir ilçe adı değil, aynı zamanda kaliteli, doğal ve etik kuzu üretiminin küresel bir markasına dönüşecek. Bu başarı öyküsü, Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta katma değerli üretime geçiş için güçlü bir yol haritası sunuyor.
undefined

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder