2023 yılında dünyaya gelen her yeni doğan, sadece bir aile için değil, tüm insanlık için büyük bir umut demek. UNICEF’in henüz açıkladığı son rakamlar, bu umudun ne denli büyük bir çoğunlukla yaşandığını gözler önüne seriyor: Geçtiğimiz yıl küresel çapta yaklaşık 134 milyon bebek dünyaya geldi. Bu sayı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 sonu itibarıyla açıkladığı 85 milyonluk Türkiye nüfusunun tam 1,6 katına denk geliyor. Başka bir deyişle, yalnızca 365 gün içinde doğan bebekler, Türkiye’nin tüm şehirlerini dolduracak kadar kalabalık bir nüfus oluşturuyor.
Bu devasa doğum hacmi, sağlık sistemlerinin ne denli büyük bir yük altında olduğunu da ortaya koyuyor. UNICEF verilerine göre, her saniye dört bebek dünyaya gelirken, her dakika 240 yeni doğan, her saat ise 14 bin 400 bebek anlamına geliyor. Bu hız, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki hastanelerin doğum ünitelerini adeta bir fabrika hattı gibi çalıştırıyor. Türkiye’de ise 2023’te yaklaşık 1 milyon 200 bin bebek doğdu; bu sayı, küresel toplamın yalnızca %0,9’unu oluşturuyor. Ancak Türkiye, sağlık altyapısını güçlendirerek bu küçük paya rağmen yüksek kaliteli doğum hizmeti sunmayı başaran ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor.
Rakamlar sadece birer istatistik değil, aynı zamanda geleceğin işaret fişeği. 134 milyon bebeğin yaklaşık %90’ı Asya ve Afrika kıtalarında doğuyor; bu da nüfus artışının küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendireceğini gösteriyor. Hindistan, 2023’te tek başına 23 milyon bebekle küresel sıralamada zirvede yer alırken, onu 17 milyonla Çin ve 4,5 milyonla Nijerya izliyor. Türkiye’nin komşularından ise Suriye 800 bin, İran 1,1 milyon, Irak 1,3 milyon bebekle listeye giriyor. Bu coğrafi eğilim, Avrupa’nın yaşlanan nüfusuna karşılık genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkelerin önümüzdeki on yıllarda hem iş gücü hem de tüketici pazarı olarak daha büyük rol oynayacağını gösteriyor.
UNICEF’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise, bu devasa doğum hacminin sürdürülebilirliği için gerekli kaynakların ne denli kritik olduğu. 134 milyon bebeğin sağlıklı büyüyebilmesi için her yıl yaklaşık 1,4 milyon ton ek gıya, 2,1 milyar doz aşı ve 9 milyar litre temiz su gerekiyor. Türkiye, kendi 1,2 milyon bebeği için bu ihtiyaçların büyük kısmını iç pazardan karşılarken, küresel ölçekte ise özellikle Afrika’daki ülkeler için insani yardım programlarını artırıyor. Türk Kızılayı ve AFAD, 2023’te Somali, Sudan ve Yemen’deki doğum ünitelerine 50 ton bebek maması ve 200 bin doz aşı göndererek, küresel doğum dengesinde küçük ama etkili bir pay üstlendi.
Uzmanlara göre, 2023’teki bu rekor doğum hacmi, önümüzdeki üç on yıl içinde küresel iş gücünün %30’unu oluşturacak olan ‘Alfa kuşağının’ ilk üyeleri. Türkiye, bu kuşağın Avrupa’daki en büyük temsilcilerinden biri olacak; çünkü 1,2 milyon bebek, 2040’larda üniversite çağına geldiğinde ülke ekonomisine yıllık 25 milyar dolarlık doğrudan katkı sağlaması bekleniyor. Ancak UNICEF uyarıyor: Eğer bu çocuklara kaliteli eğitim, sağlık ve beslenme imkânı sunulamazsa, 134 milyon bebeğin potansiyeli yalnızca kaynak değil, küresel istikrarsızlık riski de doğurabilir. Türkiye’nin, hem kendi bebekleri hem de komşu coğrafyalardaki çocuklar için sürdürülebilir destek programlarını genişletmesi, bu anlamda sadece bir vicdan değil, aynı zamanda uzun vadeli bir yatırım hamlesi anlamına geliyor.
undefined

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder