Türkiye'nin genç nüfusu, ülkenin geleceği için büyük bir potansiyel taşırken, "Ne Eğitimde Ne İstihdamda" (NEET) olarak tanımlanan gençlerin durumu endişe verici boyutlara ulaşıyor. Bu grup, hem eğitim sisteminden uzaklaşmış hem de işgücü piyasasına dahil olamamış bireyleri kapsıyor. Toplumun dinamizmini doğrudan etkileyen bu durum, gençlerin geleceğe dair umutlarını ve ülkenin ekonomik gelişimini derinden sarsma potansiyeli taşıyor. Genç işsizlik sadece ekonomik bir gösterge olmanın ötesinde, sosyal dışlanma, motivasyon kaybı ve toplumsal refahın azalması gibi çok boyutlu sorunları beraberinde getiriyor. Bu karmaşık sorun, kapsamlı analizler ve etkili çözüm stratejileri gerektiriyor.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından yapılan "Genç kuşakta Ne eğitimde ne istihdamda olanların çok boyutlu analizi" araştırması, Türkiye'deki gençlerin istihdam ve eğitimdeki konumunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu araştırma, genç nüfusun önemli bir kesiminin aktif olarak ne eğitimde ne de iş hayatında yer almadığını gösteriyor. Türkiye gibi genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülkeler için bu durum, demografik avantajın yeterince değerlendirilemediği anlamına geliyor. BETAM'ın detaylı analizi, sorunun sadece iş bulamayan gençlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda iş arama motivasyonunu kaybetmiş büyük bir kitlenin varlığını da gözler önüne seriyor. Bu bağlam, sorunun derinlemesine anlaşılması için kritik öneme sahip.
BETAM araştırmasının en dikkat çekici bulgularından biri, Türkiye'de ne işte ne de eğitimde olan 2,3 milyon gençten yalnızca 632 bininin aktif olarak iş arıyor olmasıdır. Bu oran, her dört gençten sadece birinin işgücü piyasasına katılma çabası içinde olduğunu gösteriyor. Geri kalan 1 milyon 668 milyon genç ise iş arayışında değil. Bu durum, "gizli işsizlik" olarak da adlandırılabilecek bir tabloyu ortaya koyuyor ve resmi işsizlik rakamlarının ötesinde, çok daha geniş bir genç kitlenin potansiyelinin atıl kaldığını işaret ediyor. İş aramayan gençlerin büyük çoğunluğu, umutsuzluk, yetersiz nitelikler veya iş bulma beklentisinin düşüklüğü gibi çeşitli nedenlerle pasifize olmuş durumda.
İş aramayan gençlerin sayısının bu denli yüksek olması, derinlemesine incelenmesi gereken sosyo-ekonomik nedenlere dayanıyor. Gençlerin işgücü piyasasına katılım motivasyonlarını kaybetmelerinde, iş bulma süreçlerindeki zorluklar, niteliklerine uygun iş imkanlarının azlığı, düşük ücret beklentileri ve iş tatminsizliği gibi faktörler etkili oluyor. Ayrıca, aile desteği, sosyal güvencesizlik ve gelecek kaygısı gibi unsurlar da gençlerin aktif iş arayışından uzaklaşmasına yol açabiliyor. Bu durum, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal refah ve ekonomik büyüme üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Atıl kalan genç potansiyeli, ülkenin kalkınma hedeflerine ulaşmasında ciddi bir engel teşkil ediyor.
Gençlerin ne eğitimde ne de istihdamda olduğu bu durumla mücadele etmek için kapsamlı ve çok yönlü politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Öncelikle, gençlerin mesleki becerilerini artıracak, işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun eğitim programları ve staj imkanları yaygınlaştırılmalı. Ayrıca, iş arama süreçlerinde gençlere rehberlik edecek, motivasyonlarını yükseltecek ve onları doğru kariyer yollarına yönlendirecek danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli. İşverenlere yönelik teşvikler ve genç istihdamını destekleyici politikalar da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Toplumsal farkındalığın artırılması ve gençlerin geleceğe dair umutlarının yeniden yeşertilmesi, sürdürülebilir bir kalkınma için hayati önem taşımaktadır.
undefined

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder